Destan Nedir Destan Türünün Özellikleri Nelerdir

Destanlar milletleri derinden etkileyen afet, göç, felaket, savaş gibi olayların anlatıldığı ve genellikle manzum olan sözlü edebiyat ürünleridir. Bu ürünlerin ortaya çıkması henüz teknolojinin ve bilimin gelişmemiş olduğu eski dönemlere dayanmaktadır. Doğa olaylarına ve bazı durumlara bilimsel açıklama getiremeyen insanlar bu olaylara olağanüstülükler yüklemiş ve bunları mitleştirerek destan türünü ortaya koymuşlardır.

Kelime kökeni olarak “epos” sözcüğünden gelen destanlar anonimdir ve milletin ortak ürünleri olarak karşımıza çıkar. Destanların içinde mitoloji, efsane, folklor ve tarih bir arada bulunmaktadır. Destan kahramanları ise genellikle toplumun hayatını derinden etkilemiş olan kişilerdir.

Destanlar sözlü dönemde kopuz eşliğinde ozanlar tarafından söylenmiştir. Kıtlık, savaş, göçler, doğaya hakim olamama, kuraklık, hastalık gibi toplumları derinden etkileyen pek çok olay destanların oluşumunda etkili olmuştur.

kdestan

Destanların özellikleri şu şekildedir:

*Destanların kimin tarafından oluşturulduğu belli değildir. Yani anonim olan bu eserler halkın ortak ürünü ortaya çıkmıştır.

*Ait oldukları toplumun izlerini taşır.

*Manzum olarak ortaya konmuşlardır.

*Manzum olan destanların elimizdeki şekilleri düzyazı şeklindedir.

*Destanlarda tarihi ve sosyal olaylara yer verilir.

*Olaylarda ve kahramanlarda olağanüstülükler karşımıza çıkmaktadır.

*Coşkulu bir söyleyişe sahiptir.

*Destanlar doğal destanlar ve yapay destanlar olmak üzere ikiye ayrılır.

*Halkın ortak ürünü olan destanlara doğal destanlar (Ergenekon, Oğuz Kağan, Göç, Türeyiş); kimin tarafından yazıldığı belli olan destanlara ise yapa destan ( Kurtarılmış Kudüs, Çılgın Orlando) adı verilmektedir

İletişimde Dilin Önemi Nedir

İletişim, iki insan arasındaki bilgi alışverişine verilen isimdir. İnsanlar belirli yöntemlerle iletişim kurarak duygu ve düşüncelerini birbirlerine aktarırlar.

İletişimin; kullanılan dil, mesaj, kanal, geri dönüt gibi ögeleri vardır ve insanlar iletişim kurarken bu ögeleri kullanırlar. İletişim kurmanın aslında bir çok yöntemi vardır; mimiklerle ya da dille konuşarak iletişim kurulabilir. Konuşarak kurulan iletişim ise en fazla anlaşılır olan ve iletişimin kurulmasını en çok kolaylaştıran bir olgudur.

Dil, iletişimde önemli bir faktördür. Yukarıda da dediğimiz gibi insanlar dil sayesinde daha anlaşılır bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. Ayrıca dil, insanların arasındaki kültürel etkileşimi de sağlar yani insanlar o dil sayesinde birbirlerine duygu ve düşüncelerinin yanı sıra, kültürel özelliklerini, dil özelliklerini, inanç biçimlerini aktarırlar.

kiletisim

Dil sayesinde iletime giren insanlar karşılarındaki insanın da kültürel özelliklerini ve dilinin özelliklerini öğrenir. Çoğu zaman aynı kültürden insanlar iletişim kurabilirler fakat elbette farklı kültürlerden insanların bir araya gelip iletişim kurduğu da olmaktadır. Bu durumda da insanlar kendilerinin kültürel özelliklerini iletişimin içerisinde birbirlerine aktarırlar.

İletişim bazen mimiklerle de kurulabilir. İnsanlar, kızgınlıklarını, heyecanlarını, şaşkınlıklarını, mutluluklarını mimikleriyle karşısındaki insana çok rahat bir şekilde aktarabilir. Ancak yukarıda da dediğimiz gibi her ne kadar mimikler de bir iletişim seçeneği olsa da dil, iletişimde ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü insanlar dil ile iletişim kurarken duygu ve düşüncelerini daha akıcı ve anlaşılır bir şekilde aktarabilirler.

Zamanı Etkili Kullanmak İçin Yapılması Gerekenler

Başarıya giden en önemli yolların başında zamanı etkili kullanmak gelmektedir. Zamanı etkili kullanan insanlar yapmaları gereken işleri zamanında yetiştirerek günlük hayatlarında problemlerin yaşanmasına engel olurlar. Bu kişiler hem özel hem iş hem de okul hayatlarında her zaman örnek davranışlar gösteren ve başarıdan başarıya koşan kişilerdir. Bu nedenle her bireyin hayatta başarı sağlamak için zamanı etkili kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir.

Zamanı etkili kullanmanın ilk adımı ve olmazsa olmaz kuralı zamanı planlayarak yaşamaktır. Zaman istenildiği şekilde planlandığında ve bu plana uyulduğunda işlerin yetişmemesi ya da yapılaması mümkün değildir. İnsanoğlu yapmak istedikleri ve yapmak zorunda oldukları ile sürekli çatışma halindedir. Kişi eğer ne yapması gerektiğini bilir ve zamanı etkili şekilde kullanırsa yapmak istediklerini gerçekleştirmek içi de vakti kalır. Böylece kişi hem kendine zaman ayırmış hem de işlerini zamanında yetiştirmiş olur.

kzaman

Her öğrenci özellikle okul hayatında zaman problemi yaşar. Hem eğlenmek hem de derslerinde başarılı olmak isteyen bir öğrenci bu ikisi arasında kaldığında öncelikle hangisini tercih ettiğine dikkat etmelidir Çünkü hayat sadece ders çalışmaktan ibaret değildir ve her insanın eğlenmeye ve hoş vakit geçirmeye ihtiyacı vardır. Bu edenle kendisini ders çalışacak durumda hissetmeyen bir öğrenci kısa bir süre kendine zaman ayırmalı ardından yeniden ders çalışmaya yönlenmelidir. Önemli olan zamanı ve dolayısıyla da hayatı boşa geçirmemek her saniyeyi etkili kullanarak boşa geçmesini engellemektir.

 

Türk Tarih Kurumunun Görevleri Nelerdir

15 Nisan 1931’de Türk Ocakları’nın bir uzantısı olarak kurulmuş olan ve sonradan adı Türk Tarih Kurumu olarak değişen kurumun görevleri şu şekilde sıralanabilir:

1.Türk ve Türkiye tarihini inceleyerek kaynaklarını bulmak, bu kaynakları incelemek ve bu konular arasında bilimsel araştırmalarda bulunarak gerekli eserleri yayınlamak

2.Türk tarihi hakkında var olan kaynakları araştırarak bulmak, bunları inceleyerek önemli olanları yayınlamak ve yaygınlaşmasını sağlamak, gerektiğinde Türkçeye çevirmek

3.Türk tarihinin aydınlatılması için gerekli olan belgeleri temin etmek, arşivler oluşturarak bunları derlemek, bu malzemeleri elde etmek için gerekli araştırma ve kazıları yapmak

4. Türk ve Türkiye tarihini yazıya geçirerek bu kaynakları yayınlamak

5.Yapılan yeni buluşları yazıya geçirerek bu eserleri yayınlamak, bunlarla ilgili bilimsel toplantılar, kongreler yapmak ve sergiler, geziler düzenlenmesini sağlamak

6.Milli kültürün ve milli varlığın devamlılığını sağlamak amacı ile tarih sevgisini oluşturmak ve bu sevginin güçlenmesi için tarih bilincinin oluşmasını sağlamak, bunun için gerekli tedbirleri alarak uygun plan ve programları düzenlemek

7.Hem yurt içinde hem de yurt dışında aynı amaçla çalışmalar yapan kurumlarla iş birliği yaparak, çalışmalarını genişletmek, gerektiğinde bu kurumlar ile belge değişikliğinde ve alışverişinde bulunmak

  1. Yüksek Kuruldan onay almak şartı ile yerli ve yabancı tüm kuruluşlar ile bağlantı sağlayarak onlara üye olmak, gerektiğinde bunlara temsilciler göndermek ve bu kurumlar ile karşılıklı çalışmalar içerisinde bulunmak

 

Doğal Afetlerin Hayatımıza Etkileri

Doğal afetler, insanların hayatlarını fazlasıyla etkileyen olaylardır. Öyle ki doğal afetler sonrasında insanların hayatları tamamen değişebilir hatta insanlar sil baştan hayatlar kurmak durumunda kalabilirler.

Sel, deprem, heyelan ve çığ gibi olaylar doğal afet olarak bildiğimiz olaylardır. Bu olaylar insanların başına geldiğinde can ve mal kaybına neden olabilir. Özellikle sel ve depremlerden sonra insanlar evlerini, yakınlarını hatta yaşamlarını bile kaybedebilirler. Bu nedenle insanlar doğal afet olaylarına karşı önlemler almalıdırlar. Örneğin; insanlar, evlerini depreme dayanıklı yaptırmalıdırlar buna ek olarak evlerine depreme karşı deprem sigortası yaptırabilirler. Böylece depremden en azın şekilde etkileneceklerdir. 1999 Marmara depreminde özellikle Marmara bölgesi ve Adapazarı çevresinde oldukça fazla can ve mal kaybı yaşanmıştır. İnsanlar evlerini hatta ailelerini kaybetmişlerdir. Bu nedenle doğal afetlerin verdiği hasarlar oldukça fazladır.

Heyelan afetlerinde de insanlar son derece dikkatli olmalıdırlar. Toprak kaymasının yoğun olarak faaliyet gösterdiği bölgelere yerleşim yeri kurulmamalıdır. Çünkü herhangi bir toprak kayması olayında evler yıkılabilir.

Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı doğal afetlerin hayatımıza etkileri büyüktür. Hele de dediğimiz gibi eğer doğal afetlere karşı önlem almaz isek doğal afetlerin hayatımıza etkileri daha da büyümektedir. Şunu unutmamalıyız ki; doğal afetlerin etkileri insanların aldıkları önlemlere göre azalar ya da artar kısacası bu etkilerin azalması ya da doğal afetlerin neden olduğu can ve mal kayıplarının oranı insanların aldığı önlemlerle ters orantılıdır. Önlem ne kadar çok olur ise doğal afetlerin hayatımıza olan etkileri o kadar az olur.

 

 

Ders Çalışırken Konsantre Olmanın Başarıda Önemi

Konsantrasyon yani dikkat toplanması ders başarısında birinci dereceden etkili olan faktörlerin başında gelmektedir. Ders çalışılırken dikkati toplayamamak, çalışılan konunun bir süre sonra unutulması pek çok öğrencinin şikayet ettiği durumlardır. Bunun önüne geçilmesi için öğrencinin derse nasıl konsantre olacağını bilmesi ve yaptığı yanlışları ortadan kaldırması gerekmektedir.

Öğrenilen konuların üzerinden uzun zaman geçtikten sonra bile hatırlanması ders çalışılırken toplanan dikkat ile çok yakından ilgilidir. Öğrenci tüm dikkatini vererek bir konuya çalıştığında onu çok uzun zaman sonra bile hatırlar ancak aksi halde çalıştıklarını hatırlayabilmesi mümkün değildir.

Konsantrasyonun temel şartı çalışılan konuya duyulan ihtiyaçtır. Öğrenci öncelikle niçin çalıştığını bilmeli ve çalıştıklarının ne işe yarayacağını önceden tespit edilmelidir. İşe yarayacak olan konular öğrencinin hazırbulunuşluğunu yakından etkilemekte ve derste olan başarıyı arttırmaktadır. Bununla birlikte öğrenci çalışmaya istekli olmalı ve işin başından itibaren ne yapması gerektiğini kafasında adım adım tasarlamalıdır.

Tek tip çalışma düzeni öğrenciyi bir süre sonra sıkar ve ders çalışmayı bırakmasına sebep olur. Bu nedenle çalışmaya çeşitlilik getirilmeli farklı yöntemler ve zevk alınan çalışmalar denenerek ders çalışmadaki konsantrasyon arttırılmalıdır.

Dikkat dağınıklığındaki bir diğer sebep öğrencinin yeterince dinlenememiş olması ve çabuk yorulmasıdır. Bu sebeple öğrenci uyku saatlerine dikkat etmeli ve ders aralarında mutlaka ufak aralıklar bırakmalıdır. Öğrenci bununla birlikte çalıştığı odayı sadeleştirmeli, kendisini uyaran her türlü etkeni odasından ve kendisinden uzaklaştırmalıdır.

Sağlık Neden Önemlidir

Sağlık, bir insanın hem beden olarak hem de psikolojik yani ruhsal olarak kendini iyi hissetmesi yani iyi olması halidir. İnsanlar beden olarak sağlıklı olsalar da bazen psikolojik olarak iyi değillerdir ve bu durum da o insanların sağlıklı olduğunun bir göstergesi değildir. Çünkü sağlıklı olmak demek insanların sadece bedenen sağlıklı olması demek değildir.

Herkesin dilinde “Her işin başı sağlıktır.” diye bir söz dolaşmaktadır. Aslında bu söz tam da sağlığın bizim için önemini ifade etmektedir. Sağlıklı olmayan bir kimse çevresine ne kadar faydalı olabilir ki? ya da ne kadar çalışabilir? Bulunduğu mesleki pozisyonda ne kadar çaba gösterebilir? Sağlıklı olmadığı sürece bir insanın bunları yapması hiç de kolay değildir.

İnsanlar, her işin başının sağlık olduğunu bilincine vardığında önceliği sağlıklarına verirler çünkü bilirler ki sağlık olmadığında hiç bir şeyin anlamı yoktur ve akla gelebilecek her şeye sahip olsalar bile aslında sağlıklı olmadıkları için hiç bir şeye sahip olmadıklarını bilirler.

Bazı insanlar da bedenen oldukça sağlıklıdır ancak psikolojik olarak hastalardır yani bir depresyon durumu ya da bir bunalım söz konusu olabilir ya da herhangi bir sorunlarından dolayı düşünce yoğunlukları olur. Aslında böyle bireylerde sağlıklı sayılmazlar çünkü dediğimiz gibi bedenen çok sağlıklı olan insanlar ruhsal olarak hasta olabilirler yine bu durum da onların her alanda verimli olmalarını etkileyebilir. Bu yüzden de sağlık her şeyden önemlidir diyebiliriz.

Rönesans Nedir Rönesans Hakkında Bilgi

Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans ilk defa İtalya’da ortaya çıkmıştır. Bu hareket XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Avrupa’da sanat, edebiyat ve bilim alanındaki yenilikler olarak da karşımıza çıkmaktadır.

İtalya’nın coğrafi, ekonomik, tarihsel ve siyasal durumları ile birtakım dinsel nedenler Rönesans’ın İtalya’da ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Rönesans’ın sebepleri şu şekilde sıralanabilir:

1.Gelişmenin önünde duran en büyük engellerden bir tanesi olan skolastik düşünce İtalya’daki hümanistler tarafından etkisiz hale getirilmiştir.

  1. Bilgi ve düşüncenin matbaa ve kağıt üretimi sayesinde çok geniş alanlara yayılabilesi.
  2. Avrupa’nın ticarette zenginleşmesi sayesinde Avrupa’da ortaya çıkan mesenler sınıfının edebiyat ve sanattan hoşlanıyor olmaları.

4.Bazı Bizanslı bilginlerin İstanbul’un fethinin ardından İtalya’ya gitmeleri.

  1. Eski Yunan kültürünün incelenerek bilgi sahibi olunması

Rönesans’ın sonuçları ise şu şekilde sıralanabilir:

1- Bilim ve teknik gelişmiştir.

2- Özgür düşünce doğarak yeni sanat anlayışları ortaya çıktı.

3- Deney ve teknolojinin öğrenilmesi ile birlikte bilimsel çalışmalar arttı.

4- Kilisenin ve din adamlarının önem kaybetmesi reform hareketlerine zemin hazırlamış oldu.

Rönesans hareketi İtalya’da başlayarak kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Rönesans Fransa’da sanat, Almanya’da dii resimler, İspanya’da resim ve edebiyat, İngiltere’de sadece edebiyat alanında etkili olmuştur.

Rönesans’ta birtakım fikir hareketleri de etkili olmuştur. Bu fikir hareketleri şu şekilde sıralanabilir:

 

1- Hümanizm

 

2- Platonizm

 

3- Aristotelizm

 

4- Septisizm

 

5- Atomizm

 

6- Reformation

 

Kitap Sevgisinin Önemini Anlatan Kısa Yazı

Kitaplar insanın en yakın dostları, insanı dış dünyaya açan çok önemli varlıklardır. Kitap okumak, bir yandan kişini kelime dağarcığını zenginleştirirken bir yandan da başka dünyaların kapılarını aralayarak insanın iç dünyasını zenginleştirir.

Kitapsız bir dünya karanlık bir koridora benzer. Kitaplar yoksa kişinin aydınlanabileceği çok öneli bir ışık kaynağı da yok demektir. İnsan kitap okuyarak farklı dünyaların kapılarını aralar kitapların renkli sayfalarında hayallerini bulur ve yaşadığı olaylar karşısında çok daha mantıklı kararlar vermeyi öğrenir. Kitaplarda anlatılan her şey gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek olan şeylerdir. Bir gün başımıza bir olay geldiğinde bu kitaplarda anlatılanlardan hareketle ne yapacağımıza karar vermek bizim için çok daha kolay olacaktır.

Kitapları kaleme alan yazarlar bunları tecrübeleri ile şekillendirir, her kitap bambaşka bir yaşam hakkında bizlere ip uçları verir. Bizler kitaplar sayesinde gerçek hayatta asla gidemeyeceğimiz çok uzak yerlere gidebilir, gerektiğinde ulaşamayacağımız bilgilere kitaplar aracılığıyla ulaşabilir.

Kitap insanın en yakın arkadaşıdır ve kitaplar bizi asla terk etmez. İnsan ihtiyaç duyduğu her anda elinin altında olan bir kitaba ulaşabilir ve kendisini bu kitaplar sayesinde rahatlamış hissedebilir. Kitaplardan uzak olan kişiler ise hem kendilerini doğru şekilde ifade edemez hem de bilgi eksikliği sebebiyle kendisini geliştiremez. Bu nedenle kitaplarla kurulan dostluk insanı her zaman aydınlığa ve geleceğe taşıyacaktır. Kitaplarla her zaman dost olmak gerekmektedir.

İnsanların Birbirini Dinlemesi İlişkilerini Nasıl Etkiler

İnsanların birbirleri ile olan ilişkilerinde iletişimin önemi çok büyüktür. Bu iletişim zaman zaman konuşma zaman zaman da dinleme şeklinde gerçekleşmektedir. Konuşmada olduğu kadar dinlemede de kurallara dikkat etmek iletişimin sağlıklı şekilde gerçekleşmesini sağlayan çok önemli br etkendir.

İnsanlar iletişim kurarken bir taraf konuşurken diğer taraf da konuşanı dinlemeye çalışır. Bu dinleme etkili şekilde gerçekleştiğinde karşıdaki kişiye güven veriri ve o kişi söylemek istediklerini çok daha rahat şekilde ifade eder. Dinleyen kişi konuşanı zaman zaman onay sözcükleri zaman zaman da jest ve mimiklerle konuşmaya teşvik etmelidir. Ayrıca konuşma esnasında konuşan ve dinleyen arasındaki göz teması da çok önemlidir. Dinleyen konuşmacıdan gözlerini kaçırmamalı, kendisinin önemsiz olduğunu hissettirmemelidir. Bu şekilde davranırsa kişi kendisini önemsiz hisseder ve konuşmasını rahat şekilde tamamlayamaz.

Birbirini dinleyen ve anlamaya çalışan insanlar arasında kurulan bağlar çok daha kuvvetli olur. Bu, insanlar arasındaki güven duygusunu arttırır ve dostlukla sonuçlanan ilişkiler kurulmasını sağlar. Bu yakınlık her insan için mutlak bir gerekliliktir çünkü kişi zor zamanında kendisine yardım edecek ve kendisini anlayacak kişilere ihtiyaç duymaktadır.

Birbirini dinlemeyen ve birbirini anlamayan kişiler her zaman birbirinden uzaklaşır ve yalnız kalmaya başlar. Bu nedenle konuşma kadar dinlemek de önemlidir. İnsan her zaman karşısındakini etkili şekilde dinlemeli ve ihtiyaç duyduğunda paylaşımda bulunabileceği kişiler kazanmaya çalışmalıdır. Sağlıklı insan ilişkileri için bu olmazsa olmaz bir gerekliliktir.