Vatan Sevgisi İle İlgili Kompozisyon

İnsanların millet olma bilinci ile üzerinde yaşadığı topraklara vatan adı verilmektedir. Vatan kişinin evi, yaşadığı yerdir. Ülke toprakları kutsal olarak görülmekte ve o ülke vatandaşları tarafından dokunulmaz bir bütünlük olarak var olmaktadır. Tarih boyunca vatan topraklarını korumak için birçok savaş gerçekleşmiş, insanlar vatan için canlarını seve seve feda etmişlerdir. Çünkü vatansız bir insan kanadı kırık bir kuş gibidir ve kişinin ailesi, çocukları ve aynı bağı taşıyan soydaşları bu topraklarda yaşamaktadır. Vatanın yok olması bu bağın ve sevdiklerinin de yok olması anlamına gelmektedir.

kvatan

Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de vatan toprakları kutsaldır ve vatan insanlar için çok büyük bir önem taşımaktadır. Vatan olan bakış açısı ve vatan sevgisi ülkelerin kaderini etkilemekte ve bu ülkenin dünya devletleri arasında yer bulmasında büyük önem taşımaktadır. Kurtuluş Savaşında genç yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek herkes canla başla mücadele etmiş ve bu vatanının topraklarını canları pahasına savunmuşlardır. Onlara bu savunmayı yaptıran her şeyden önce vatan sevgisidir. Bu sevgi olmasa bugün ülkemizin var olabilmesi de mümkün değildir.

Vatanı sevmek sadece onun için savaşmak, can vermek demek değildir. Bir savaş ortamı olmadığında insanlar sorumluluklarını yerine getirerek, birlikte sevgi, saygı ve dayanışma içerisinde yaşayarak vatanlarına olan sevgilerini göstermeye devam ederler. Vatanını seven herkesin vatan için üzerine düşen tüm görevleri yerine getirmesi mutlak bir zorunluluktur.

Yardımlaşma ve Dayanışmanın Önemi

İnsan hayatı boyunca diğer insanlar ile bir arada yaşar ve onlarla çeşitli etkileşimlerde bulunur. Bu etkileşim içerisinde takındığı tavır ve ortaya koyduğu davranışlar insanın hayata bakışını ve diğer insanlarla olan ilişkisini etkiler. Sosyal bir varlık olan insan gerek ailesi, gerek arkadaşları gerekse toplumun diğer fertleri ile hep iç içedir. Çevresindeki insanlarla iyi geçinen kimseler hayatları boyunca destek görür ve her zaman çok mutlu olurlar.

kyardim

Çevredeki insanlarla iyi geçinmenin en önemli yolu bu kimseler ile karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma içinde olmaktır. Her insanın zaman zaman zor dönemleri olur ve bu dönemlerde herkes başkalarının yardımına ihtiyaç duyar. Zor durumda olan kişilere yardım etmek ve karşılıklı olarak dayanışma içerisine girmek toplum sağlığı açısından da olumlu sonuçlar doğurur. Vatandaşları arasında dayanışma ve yardımlaşma bağları kuvvetli olan toplumlar her zaman kötü olayları hafif yaralarla atlatırlar. Aynı şey aileler için de geçerlidir. Aile fertlerinden birinin başına gelen bir sıkıntı tüm aile tarafından göğüslenirse zor günler çok büyük yaralar almadan atlatılabilir.

Yardımlaşma ve dayanışma çok güzel ve örnek bir davranıştır. Bu davranış küçük yaşlardan itibaren bireylere aşılanmalı ve böylece daha sağlıklı ve güçlü tolumlar, aileler,, bireyler oluşturulmalıdır. İnsanın yalnız yaşaması ve tek başına ayakta durabilmesi çok zordur. Bu nedenle her insan diğer fertler ile bir arada bulunarak onlardan yardımını ve desteğini esirgememelidir.

Edebiyat Tarihi Hakkında Bilgi

İki farklı alan olarak karşımıza çıkan edebiyat ve tarih her ne kadar farklı olsalar da aslında birbiri ile çok yakından ilgili olan iki alandır. Çünkü bu dalların ikisi de bir milletin tarihi ve yaşanmışlığı ile yakından alakalıdır. Her edebi eser mutlaka tarih süreci içinde değerlendirilmelidir. Bir edebi eserin yazıldığı dönemin özellikleri bilinmeden o eserin anlaşılabilmesi ve onun hakkında yorum yapılabilmesi mümkün değildir. Örneğin Tanzimat edebiyatı ele alındığında Tanzimat döneminin özellikleri ayrıntısı ile bilinmeli ve eserler bu çerçevede değerlendirilmelidir.

kedebiyat

Edebiyat tarihi eserleri tarih süreci içerisinde incelerken bilimsel yöntemlerden faydalanır. Edebiyat tarihi TDK tarafından: “Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazın tarihi. “ olarak tanımlanmıştır.

Edebi eserler ve eseri meydana getiren sanatçılar edebiyat tarihinin konusunu oluşturmaktadır. Edebiyat tarihi eserleri ve yazarları incelerken bu eserlerin ortaya konuldukları dönem ile de yakından ilgilenir. Çünkü hiçbir edebi eser yazıldığı dönemden ayrı düşünülemez. Eserler ve sanatçılar yorumlanırken hem içinde bulunulan dönem hem de bu dönemin esere yansımaları konu edinilir. Milletlerin duyuş, düşünüş ve özellikleri edebiyat tarihi sayesinde çok d aha iyi anlaşılır.

Şair ve yazarlar, edebi akımlar, edebiyatın geçirmiş olduğu değişim ve gelişimler edebiyat tarihinin konusu içine girmektedir. Edebiyat tarihi bunları içinde bulunulan dönemin özelliklerine bakarak inceler.

Bilişim Teknolojileri ve Kapsamı Hakkında Bilgi

Bilişim teknolojileri akla gelen her türlü verinin elde edilmesinde, bu verilerin geliştirilmesinde ve saklanmasında, ağ sistemleri kanalı ile bir yerden başka bir yere ulaştırılmasında ve ardından insanların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim teknolojiler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülke kalkınmasında ve ülkelerin gelişmişliğinin belirlenmesinde bilişim teknolojileri çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu alanda gelişmiş olan tüm dünyada söz sahibi olurken bu alanda zayıf olan ülkeler diğer ülkelere bağımlı hale gelebilmektedir. Bilişim teknolojileri sayesinde tüm dünya tek bir tuşla yönetilebilmekte ve yine bu şekilde tüm dünyaya yön verilebilmektedir.

Bilişim teknolojileri şu kategorilerden oluşmaktadır:

1- Yazılım

2- Hizmetler

3- Donanım

4- Ekipmanlar

Bilişim teknolojilerinin faydaları nelerdir?

1- Firmaların verimliliği bilişim teknolojilerindeki gelişmişliklerine bağlıdır.

2- Bu sayede üretim maliyetleri düşer.

3- Firmalar bilgiye çok daha hızlı şekilde ulaşır.

4- Şirketler bu sayede uluslararası rekabete girişebilir.

5- Üretimde verimlilik artmaktadır.

6- Üretimdeki hata oranı sıfıra yaklaşır.

Bilişim teknolojisi demek sadece bilgisayar demek değildir. Şunlar da bilişim teknolojileri içinde sınıflanmaktadır:

1- Şirketlerde kullanılan hesap makineleri

2- İzole edilmiş metal ve kablo ürünleri

3- Elektronik supap ve tüp ürünler ile birlikte bunların dışında kalan elektronik parçalar.

4- Televizyon, radyo, telgraf ve telefon ile ilgili cihazlar

5-Ses ve video kayıt cihazları

6-Test amacı ile kullanılmakta olan ürünler

7-Kullanılan makinelerin tespiti ve satın alınması

8- İşyeri makinelerinin kiralanması

Atasözlerinin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Atasözleri, kültürümüzde oldukça önemlidir. Atasözleri, uzun yıllar boyunca yaşanan olaylardan ya da deneyimlerden yola çıkarak oluşturulan kelime gruplarıdır. Çoğu ise doğruluk payı olan ve bizlere yol gösteren cümlelerdir.

Eski Türkler’in “Sav” adını verdikleri atasözleri, bir toplumun kültürüne ait tüm özelliklerini gösterir. Mesela bir toplumun atasözlerini incelediğimizde o toplumun inancına, kültürüne, düşünce yapısına ait tüm özelliklere ulaşabilmemiz mümkündür.

Atasözlerini kimlerin söylediği ise belli değildir. Yani eski zamanlarda her edinilen tecrübenin ardından birisi atasözü söylemiştir ve böylece bu atasözleri kalıplaşmıştır ve halka ait olmuştur. Atasözlerini kimin söylediği belli değildir ve bu nedenle atasözleri anonim yani halka adanmış edebiyat türü haline gelmiştir.

İnsanlar, bazı işlerinde atasözlerinin gösterdiği yolu dikkate alırlar bu durum da atasözlerinin insanlara, hayatlarında ışık tutan bir fener olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; “Sakla samanı gelir zamanı” atasözü insanlar tarafından oldukça kullanılan bir atasözüdür. İnsanlar, bu sözle yola çıkarak her şeyin bir gün zamanı geleceğini ve bu nedenle her şeyin saklanması gerektiğini anlarlar. Başka bir atasözü olan “Ummadığın taş baş yarar” sözü de diğer atasözleri gibi kullanılan bir atasözüdür. Bu atasözü de ummadığımız bir kimsenin hiç beklemediğimiz bir şeyi yapabileceğini anlatmak için ya da beklemediğimiz bir olayın olabileceğini anlatmak için kullanılan bir atasözüdür.

Kısacası yukarıda da belirtildiği gibi atasözleri bizim kültürel değerlerimizi gün ışığına çıkarır ve aynı zamanda atasözleri bize yol gösterir.

Okulda Başarılı Olmak Yapılması Gerekenler

Her öğrenci okulunda ve derslerinde başarılı olmak ister. Hatta başarının temel yolu başarılı olmayı istemektir. Bunun için ilk şart öğrencinin başarıya odaklanmış olmasıdır. Ancak öğrenciler zaman zaman gerek içinde bulundukları durum gerekse aile baskısı ve aşırı beklenti sebebiyle başarıdan uzaklaşabilmekte, başarısız oldukça da bu duygu sebebiyle her geçen gün başarıdan uzaklaşabilmektedir.

Okul başarısında ailenin rolü çok büyüktür. Bunun için öncelikle aileler tarafından öğrencinin ihitiyaç duyduğu fiziki ortam düzenlenmeli, ardından öğrenci için gerekli olan motivasyon sağlanmalıdır. Öğrenciden aşırı başarı beklemek çocuk üzerinde baskıya sebep olarak onun başarıdan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Bunun için öğrencinin ilgi ve yetenekleri keşfedilerek çocuk ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmelidir. Örneğin sözel zekâsı gelişmiş bir öğrencinin matematik dersinde çok başarılı olasını beklemek çok yanlış bir davranıştır. Bu aşırı beklenti karşılığını bulamayacak bu da hem ilenin hem de öğrencinin mutsuz olmasına sebep olacaktır.

Okulda başarılı bir öğrencinin temel sırrı öğrencinin yapabileceklerinin farkında olmasıdır bu açıdan veliler çocuklarını yüreklendirmeli ve her olumlu davranışta bu başarı maddi veya manevi ödüllerle pekiştirilmelidir. Eğitimde manevi pekiştiricin daha faydalı olduğunu da unutmamak gerekmektedir. Çünkü maddi ödüler bir süre sonra değerini yitirecek ve öğrenciyi bir süre sonra çıkarcılığa ve doyumsuzluğa itecektir. Okul başarısında hem öğrencinin hem de velinin rolü çok büyüktür. Ailelerin bunu göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerekmektedir.

Eğitim Sistemimiz Nasıl Olmalı?

Eğitim denilen olgu bir milleti ve bir devleti en üst uygarlık seviyesine taşıyabilecek en önemli amaçtır. Eğitim, uygarlık seviyesine ulaşabilmek için bir araç değil amaç olmalıdır. Çünkü milletleri ancak bilgili ve eğitimli vatandaşları kalkındırabilir.

Peki ülkemizdeki eğitim sistemine tepeden tırnağa baktığımızda ne görüyoruz? Her sene değişen liselere giriş sınavları, üniversite kontenjanlarının mevcutta bulunan ihtiyaç ile uyuşmaması, üniversite mezunlarının iş bulmakta her geçen gün daha da zorlanması ve daha bir çok sorun…

Elbette ki eğitim sistemimizin olumlu noktaları vardır ancak olumsuz yönleri olumlu yönlerini bastırır hale gelmiştir çünkü sürekli değişime giren eğitim sistemimiz ile birlikte öğrencilerimiz de hangi derse, nasıl bir planla ve ne şekilde çalışacaklarını bilememektedirler. Öğrenciler, meslek seçimi yaparken artık daha seçici davranmaya başladılar çünkü artık “Yaparken mutlu olunan meslekler” değil “İstihdam olanakları yüksek olan meslekler” tercih edilmeye başlandı.

Üniversite eğitimimize baktığımızda ise durumlar daha da içler acısıdır diyebiliriz; onlarca, binlerce hatta yüz binlerce elinde öğretmenlik diploması olan mezunlar var peki çalışmak için neyi bekliyorlar? tabi ki atanmayı.. Ancak yıllardır canını dişine takıp kendisini KPSS denilen sınava adayan ancak atanamayan o kadar çok öğretmen adayı var ki.. Bu noktada ise eğitim sistemimizin en büyük yanlışı ise üniversitelerimizin kontenjanlarını ihtiyaçlara göre düzenlenmemesidir. Bu noktada hem öğrencilerimizi hem de bir bütün olarak bakıldığında ülkemizi etkileyen eğitim sistemine bir an önce düzenlemeler yapılmalıdır.

Her Sanat Yaratıcısının Eseridir Sözünün Anlamı

Güzel sanatlar insanın kendini diğer insanlara anlatma ve estetik eserler ortaya koyma isteğinden ortaya çıkmıştır. Sanat eserleri sanatçıların duygu, düşünce ve hayallerini ortaya koydukları eşsiz eserlerdir. Bu açıdan bakıldığında sanat eserleri özgün ve kişisel bir özellik taşımaktadır.

Hiçbir sanat eseri bir diğer sanat eserine benzemez çünkü sanat eserleri biriciktir. Zanaat ile sanat arasında çok büyük bir fark vardır. Zanaatta insanlar için bir fayda gözetilir ve zanaatçı ortaya koyduğu ürünün benzerlerini defalarca yeniden yapabilir. Hatta bu ürünler başka zanaatçılar tarafından da aynı şekilde yapılablir. Ancak sanat böyle değildir. Sanat eseri biriciktir ve her eser sadece yaratıcısına özgüdür. Bir sanat eseri başka sanatçılar tarafından da yapılmaya kalkılsa, hatta bu eser bire bir kopya edilmeye de çalışılsa aynı eserin yapılabilmesi çok da mümkün değildir. Her sanat eseri yaratıcısının izlerini taşıdığından özneldir ve eser diğerlerinden farklıdır.

Bir fotoğrafçının çektiği fotoğraf doğanın bir bir yansıması olabilir ancak aynı görüntüyü tuvaline aktaran bir ressam o resme mutlaka kendinden bir şeyler ekler ve bu nedenle o eser sadece o ressama ait olur.

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın sanat eseri yaratıcısının izlerini taşır ve bu eser asla objektif değildir. Sanatta esas olan öznellik olduğundan her sanat eseri yaratıcısının bir yansıması olarak karşımıza çıkan eşsiz bir yapıt olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fiilimsi Nedir Fiilimsi Türleri Nelerdir

Fiilimsi adı verilen sözcük türleri fil kök ve gövdelerine sabit olan ekler getirilerek oluşturulan sözcüklerdir. Bu ekler sözcükleri isim, sıfat ve zarf görevine sokmaktadır. Bu nedenle filimsiler fillerden ayrılmaktadır. Bu sözcükler artık fiil değil isim, sıfat ve zarf görevli sözcüklerdir. Bu açıdan bakıldığında fiilimsiler isim fiiller, sıfat fiiller ve zarf fiiller olmak üzere üç grupta incelenebilir.

1.İsim fiiller: İsim fiil ekleri –mek, -mak, -ış, -iş ve –me , -ma olarak bilinmektedir. Bu ekler fiil kök ve gövdelerine getirilerek isim görevli sözcük yapar.

Sizleri görmek bizi çok mutlu etti.

Seninle çalışmaya başladığımızdan beri işimiz daha da kolaylaştı.

  1. Sıfat fiiller: Sıfat fiil ekleri –an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek ve –miş ekleri olarak bilinmektedir. Bu ekler fiil kök ve gövdelerine gelerek sıfat görevli sözcük yapmaktadır.

Konuşan adam birden sustu.

Bu anlaşılmaz sorular hepimiz canını sıkmıştı.

Gittiğimiz yerde tanıdık insanlar görmek istiyorduk.

Alışılmış görevler hiçbirimize zor gelmemeye başlamıştı.

  1. Zarf fiiller: Zarf fiil ekleri –madan, -erek, -ken, -ip, -ince, -esiye, -eli, -e…-mez, -dığında, -dıkça, -maksızın, -e…-e olarak bilinmektedir. Bu ekler fiil kök ve gövdelerine eklenerek zarf görevli sözcük yapmaktadır.

Bu kitapları okumadan o dönemi anlayabilmen mümkün değil.

Her gün evine koşa koşa dönerdi.

Sizleri mutlu gördükçe biz de mutlu oluyoruz.

Durmaksızın çalışırsanız başarıya ulaşabilmeniz mümkündür.

Dünya Çocuk Kitapları Haftası İle İlgili Yazı

Dünya Çocuk Kitapları Haftası Hakkında Bilgi, Dünya Çocuk Kitapları Haftası İle İlgili Yazılar

Dünya Çocuk Kitapları Haftası

(Kasım ayının ikinci pazartesi günü başlayan hafta)

En önemli bilgi kaynaklarımızdan biri de kitaplardır. Merak ettiğimiz konuları kitaplardan okur ve öğreniriz.

Kitaplar, oturduğumuz yerden bize dünyayı tanıtır, Bize gitme­diğimiz, görmediğimiz, bilmediğimiz yerlerin kapılarını açar. Kitap­larla dostluğumuz ne kadar erken başlarsa o kadar yarar sağlar. Ki­taplar Pize yaşamı sevdirir; dünyamızı aydınlatır, güzelleştirir.

dunyacocukkitaplari

Kitapların satıldığı yer kitapçı, kitapların konulduğu yer kitap­lıktır, Herkesin yararlanması, başvurup okuması için kurutan ve içinde kitapların bulunduğu yere kütüphane denir.

Ailelerin, çocuklarına küçük yaşlarda okuma sevgisini verme­leri gerekir, Bunun için evde belirli saatlerde okuma etkinlikleri dü­zenlenebilir. Çocuklar kitapçılara götürülüp alışveriş yapmaları sağlanabilir. Kütüphanelere birlikte gidilip kitaplardan yararlan­ma yolları gösterilebilir. Hem aile hem okul, çocukları ders kitap­ları dışında da kitap okumaya özendirmelidir.

Büyükler, ihtiyaçları olan yararlı kitapları seçebilir. Çocuklar için bu durum farklıdır, Onlara yararlı olacak kitapların seçiminde büyükler yardımcı olmalıdır.

Çocuk kitaplarında olması gereken özellikler şunlardır:

  1. Kitabın konusu, çocuğun duygusal gelişimine uygun olma­lıdır.
  2. Yazı dili çocuğa daha yakın ve anlaşılır olmalıdır.
  3. Konusu ilgi çekici, öğretici ve anlaşılır olmalıdır. Çocuğun düşünce dünyasını genişletici ve onu düşünmeye yönlendirici ol­malıdır.
  4. Anlatım resimlerle desteklenmelidir.
  5. Konusu çocukta sevgi, dostluk, yardımlaşma ve hoşgörü duygularını güçlendirmelidir. Vatan, millet sevgisini pekiştirmelidir.
  6. Çocukta kin, nefret ve savaş duygularını uyandırmamalıdır.
  7. Çocuğun yakından uzağa ilkesi doğrultusunda çevresini tanımasına yardımcı olmalıdır.

Kitap Türleri

  1. Başvuru Kitapları
  2. Bilgi Kitapları
  3. Meslek Kitapları
  4. Edebî Kitaplar
  5. Çocuk Kitapları

Çocuk Kitaplarının Tarihçesi

Çocuk kitaplarıyla ilgili özel bir haftanın olması düşüncesi ilk olarak Amerika’da ortaya çıktı.

Amerikan izcileri Kitaplık Yöneticileri, ilk kez 1917 yılında bir ki­tap haftası düzenlemeyi önerdiler, Aydınlar, yazarlar, yayıncılar bu önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Yapılan çalışmalar sonucunda, Kasım ayının ikinci haftası, birçok ülkede Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta 1946 yılından itibaren yurdumuzda da Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başladı,

Çocuk Kitapları Haftası içinde okullarda birçok etkinlik düzen­lenir. Öğrencilere kitap sipariş mektubunun yazılması öğretilir. Öğ­renciler birbirlerine kitap hediye ederler. Açılan sergilerde kitaplar tanıtılır, indirimli kitap satışları yapılır. Öğrencilere, kitap sevgisini artırıcı resimler yaptırılır; şiirler ve kompozisyonlar yazdırılır. Kitap okumayı seven öğrenciler, bu hafta içerisinde kitaplıklarını dü­zenleyip zenginleştirirler.

Dünya Çocuk Kitapları Haftası ile ilgili yazı ve Dünya Çocuk Kitapları Haftası ile ilgili bilgi hakkında yorumlarınızı aşağıdan hemen yazabilirsiniz.