Tuzun Çıkarıldığı Ve Kullanıldığı Yerler Nerelerdir

Bu yazımızda kısaca tuzun çıkarıldığı yerlere ve kullanım alanlarına değineceğiz.

Türkiye, tuz madeni açısından oldukça zengin topraklara sahip bir ülkedir. Kaya tuzu üçüncü jeolojik zamanda oluşum göstermiştir. O dönemde bulunan kapalı göl havzalarındaki sular buharlaşmıştır ve geriye tuz madeni kalmıştır.

Türkiye’de en çok tuz üretimi Tuz Gölünde gerçekleşmektedir. İkinci olarak ise İzmir Çamaltı tuzlasında bu maden bolca üretilir. Kaya tuzu yataklarının diğerleri ise Çankırı, Kars, Iğdır ve Nevşehir dolaylarında yer alır.

Kaya tuzu genellikle tuz yataklarından, denizden, gölden ve tuzlu su kaynaklarından elde edilir. 2009 yılından bu yana göl tuzlarının verimi sıcaklıktan dolayı oldukça artmıştır. Sofra tuzu üretimi 3 kat artmıştır. Türkiye’de tuz üretiminin büyük çoğunluğu göllerden sağlanmaktadır. 

Tuzlar; yiyecekleri tatlandırmak; et, balık, sebzeleri tuzlamak için, ham derileri muhafaza etmek için; suları yumuşatmak ve seramik eşyaları sırlamak amacıyla kullanılır. Aynı zamanda tereyağı, margarin ve buz üretiminde oldukça fazla kullanılır. Bu maden en çok dericilik ,konservecilik, zeytincilik ve kimya tekstil sanayinde işe yaramaktadır. Ülkemizde bulunan en önemli tuz yatakları; Kağızman, Oltu, Tuzluca, Çankırı, Kırşehir,ve Niğde bulunur.

 

Kuran’ın İndirilmesindeki Temel Amaç Nedir

Bu yazımızda Kuran-ı kerimin indiriliş amacına kısaca değineceğiz.

Kur’an-ı Kerim, en son peygamber olan Hz. Muhammed’e Allah tarafından gönderilen en büyük kutsal kitapdır. 610 yılının Pazartesi gecesi Cebrail aracılığıyla ulaştırılmaya başlanmıştır.

İşte Kuran-ı Kerimin indirilme amaçları…

– Kuran-ı Kerim sayesinde kişiler geçmişi ve geleceği kavrar.

– İnsanları yanlışlara karşı uyarılır.

– Mümin kişileri müjdeler.

– Kişilerin sorumluluğunu bildirir.

– İnsanların iman etmesini sağlar.

– Kendisine tabi olunup, yaşanması için

– Kişilerin dertlerine çare olur. Doğruya yönlendirir.

– Geçmişten örnek alınmasını sağlar.

– İslam’ın ilgi sahasındaki her konuda kesin kanıt olması için

– Doğruyu ve yanlışı ayrıt ettirir.

– Ahiret gününe kadar yol gösterici olur.

– İnsanların merhametli olmasını sağlar. Ruha dinginlik verir.

– Kişilere en doğru yolu çizer. 

– Allah’ı doğru bir şekilde anlamaya yardımcı olur.

– Kişiyi düşünmeye sevk eder. 

– Müslümanların cihat etmesini ve her yere İslam’ı yaymasını sağlar. 

– İnsanların Allah’ın rahmetini kazanması için bilgilendirir.

– Kuran-ı Kerim çizgisinde yaşam sürmeyi sağlar. 

– Her bir sınavı başarıyla geçmeyi sağlar. 

– Kişilerin ve ülkelerin sorunlarına çözüm bulur. 

– Hayırlı işler yapmaya vesile olur.

 

Türkiye’nin Çevresindeki Bölgesel Sorunlar Nelerdir

Bu yazımızda Türkiye’nin çevresindeki bölgesel sorunları kısaca ele alacağız.

Türkiye jeopolitik konumu itibariyle Avrupa ile Asya kıtalarına köprü niteliği taşır. Ayrıca bir çok medeniyeti kucaklayan geçiş noktasıdır. Üç  tarafı denizlerle kaplı ülke yarımada şeklindedir. Bu nedenle pek çok ülkeye komşu toprakları vardır. İşte Türkiye’nin çevresindeki bölgesel sorunlar şunlardır;

Batı Trakya Meselesi

Türkiye ile Yunanistan ülkelerinin yaşadığı bir sorundur. Bu sorun aslında Lozan Antlaşması ile hukuk çerçevesinde çözülmüştü. Ancak hala sorunlar sürmektedir.

Kıbrıs Meselesi

Süveyş kanalının açılmasından dolayı ülkenin askeri, stratejik ve ticareti konumu arttı. Türkiye ile Yunanistan’ın sorunlarından biri de Kıbrıs meselesidir .

Irak Meselesi

Bölge Körfez savaşı zamanında işgal edildi. Aynı zamanda 2003 yılında ABD’nin operasyonuna mtarafından yapılan operasyon nedeni kaderini belirsizleştirerek bölge Şiiler, Kürtler ve Türkmenler arasında bölünmüştür.

Suriye Meselesi

Ülkemizin güney kısmında Komşumuz olan Suriye içerisinde yaşanan iç savaşlar yüzünden ülkemize taciz atışları yapılmaktadır. Bu da Türkiye’ye tehdit oluşturan bir unsurdur.

Ege Denizi’ndeki Kıta Sahanlığı Meselesi

Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan bir meseledir. Bu kıta sahanlığı Lozan Antlaşmasında 3 mil şeklinde belirlenmiştir. Ancak Yunanistan 1936 yılında bu sınırı 6 mil olarak kabul etmiş ve uygulamıştı. Bununla yetinmeyip daha sonraki zamanlarda ise 12 mile çıkarmayı amaçlamıştır. Buda iki ülke arasında sorun teşkil eder.

Lafla Peynir Gemisi Yürümez Atasözünün Anlamı Nedir

Bu yazımızda ‘Lafla peynir gemisi yürümez’ atasözünün anlamını kısaca ele alacağız. İşte bu atasözünün anlamı…

Lafla peynir gemisi yürümez atasözünde bir kişinin yalnızca konuşarak, ispatsız bir şekilde veya güvenilir olmadan yapamayacağı şeyler hakkında söz verdiğini ancak bu şekilde işlerin gerçekleşemeyeceğini anlatmaktadır.

Kişi sadece lafta ben şöyle yaparım, böyle ederim gibi cümleler kurarak bir şeyleri başaramaz. Bu şekilde bir şey başarmak imkansızdır.  Bir konuda bu şekilde boş yere konuşmak dışında o işi başarmak için çabalamak ve çalışmak şarttır. Bir kişi bu şekilde kendini överek iş becerdiğini sanar. Ancak yanılıyordur.

Bir kişi hakkında hüküm vermek için öncelikle yaptığı işlere, başarılarına ve hareketlerine bakılır. Bir kişiyi sadece konuştuklarıyla değerlendirmek hiç gerçekçi sonuç vermez. Çünkü kişi bol keseden atabilir. Kendini olmadığı biri gibi gösterebilir. Bunun için konuşulanlara kanıp bir kişi hakkında yorum yapılmamalıdır. Bir kişinin yaptığı ve yağabileceği işleri görüp ondan sonra onun hakkında hüküm vermek en doğru sonuç doğurur.

Akik Taşının Özellikleri Nelerdir

Bu yazımızda kısaca Akik Taşının özelliklerine değineceğiz. İşte Akik taşının özellikleri şunlardır;

Akik taşı, toplumlar arasında Ölümsüz Taş, Yemen Taşı gibi isimlerle anılmıştır. Akik taşı, çok eski dönemlerden bu yana kullanılan bir taştır. Oldukça gösterişli ve yararlı bir taş olan akik kişiler tarafından sıklıkla tercih edilir.  Bu taş genellikle  mücevher ve tespih yapımında kullanılır. Akik taşının olumsuz enerjileri insandan uzaklaştırdığı söylenir. Akik taşı oldukça sert bir taştır. Taşın renkli kısımları ışığı geçirir. Bu taşların, kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil renkleri mevcuttu. Peygamber Efendimiz ise akik taşından yapılmış bir yüzüğü mühür olarak kullanmıştır. İşte akik taşının faydaları şunlardır;

– Vücudu kötü enerjiden korur. Sıcaklık hissi verir. Siniri stresi bedenden uzaklaştırır.

– Vücut ağrılarını dindirir.

– Cilt hastalıklarına iyi gelir.

– Damarları kuvvetlendirir.

– Kemik ve diş yapısını muhafaza eder.

– Bu taş kişiye enerji verir. Kişinin sıkıntılarını alır.İyi enerjiler yayar.

– Kişileri etkilemekte bire birdir.

– Başarıyı beraberinde getiren bir taştır. Kişiyi cesaretlendirir.

Akutun Görevleri Nelerdir

Bu yazımızda AKUT’un  görevlerini kısaca ele alacağız.İşte AKUT’un görevleri… 

AKUT, dağ ve diğer doğa kazalarında, doğal afetlerde imkanlar dahilinde kazazedeleri kurtarmayla görevli bir kuruluştur. Zor durumdaki kişilere kucak açan bir örgüttür. Bu kuruluş bütünüyle gönüllülük ilkesine dayanır. 

1996 yılında Akut faaliyete geçmiştir. Bu kuruluşun tek amacı kamu yararını sağlamaktır. Toplumun huzuru ve refahı en ön planda tutulur.

Kuruluş, Türkiye’de, genellikle dağcılıkla ilgilenen kişilerin dağda mahsur kalması sonucunda veya bir ormanlık alanda kaybolanları arama ve kurtarma çalışmalarını sürdürür.

Kuruluşun, 1995 tarihinde Ali Nasuh Mahruki’nin kendi gayretleri sonucu oluşturduğu gönüllü dağcıların Uludağ Keşiştepe’de gerçekleştirdiği arama kurtarma operasyonunda temelleri atılmıştır. AKUT adını ilk kez Mahruki kullanmıştır. AKUT’un açılımı Arama Kurtarma Ekipleridir.

Ülkemiz bu kuruluşla ilk kez 1999 Marmara depreminde tanışmıştır. Kuruluş o dönemde arama kurtarma çalışmalarıyla göz doldurmuştur.

AKUT; Yunanistan, Tayvan, Mozambik, İran, Pakistan’ve Haiti’de gerçekleşen doğal afetlere de bizzat müdahale etmiş o topraklardaki insanların yardımına koşmuştur.

 

Tırnak Hastalıkları Nelerdir

Tırnaklar vücutta elde bulunan tüm parmaklarım ucunda bulunan, küçük cisimleri tutmaya meraklı bir organdır. İşte tırnak hastalıkları şunlardır;

Tırnak kırılmaları: Çoğunlukla dolaşım bozukluğu ve demir eksikliği nedeni ile yaşanır. Ayrıca tırnakların uzun süre suda kalması, sabun, deterjan ve kimyasal maddelerle fazla temasta bu hastalığa neden olur:

Tırnaklarda tabakalanma: Tırnakların ucunun oluşan tabakalara denir. Bazı kan hastalıklarında, AİDS hastalığında ve bazı pankreas hastalıklarında bu hastalık yaşanabilir.

Sarı tırnak sendromu: Tırnaklarda ilk olarak büyüme ve gelişmenin durması ve bir kaç ay renginin kötüleşmesidir.

Beau çizgileri: Tırnağın oluşumunda kısa süreli gerileme durumudur. Kızıl, kızamık, kabakulak, zatürre, grip, tifüz, yılancık, sarılık gibi hastalıklarda görülür.

Kaşık tırnak: Tırnak kaşığın içi gibi çukur hale gelir. Demir eksikliği anemisi, koroner hastalıklar, hormon hastalıkları, sedef gibi cilt hastalıkları hakkında bilgiler alınır.

Çomak Parmak: Parmaklar trampet bageti şeklindedir.

Tırnaklarda küçük kanama çizgileri: Tırnak altına kıymık batması amacıyla yaşanan durumdur. Kalp içindeki zarın enfeksiyonu kapmasıyla zarar görmüştür:

Tırnakta beyaz lekeler : Kısmen veya tüm tırnakta, ki beyaz çizgilerdir. Doğum esnasında veya veya sonradan sıkça görülür:

Dolama: Tırnak çevresinin iltihap kapması olayıdır.

Tırnak batması:Dar ayakkabı giyilmesi neticesinde tırnağın batması olayıdır.

Tırnak mantarı: Tırnağın mantar kapması kötü bir durumdur.

 

Rotasizm Hastalığı Nedir

Bu yazımızda Rotasizm hastalığının ne olduğuna kısaca değineceğiz. İşte Rotasizm hastalığının ayrıntıları…

Rotasizm hastalığı; “R” harfini söyleyememe veya yanlış bir harf şeklinde söyleme hastalığına denir. Bu hastalık bir tür konuşma bozukluğudur.  “Bu hastalık çoğunlukla işlevsellikle ilişkilidir. Ancak dudaklar, dil, damak ya da diş yayındaki doğumsal bir nedenden dolayı oluşmuş yapısal bozukluklarında bu hastalığa sebebiyet verebileceği kanıtlanmıştır. Bu hastalığın iyileşmesi için; konuşma terapileri yapılmalıdır. şimdilerde bu hastalığın iyileştirilmesi süreci oldukça kolaylaşmıştır. Pek çok profesyonel konuşma terapisti işini çok iyi yapmaktadır. Hastaya verdikleri egzersizler oldukça faydalıdır. Hatta üniversite hastanelerinde de nöroloji ana bilim dalına bağlı olarak faaliyet gösteren” speech terapi”bölümü vardır. Bu bölüme başvuranlar konuşma terapilerine katılabilirler. Yine konuşma egzersizleri, alıştırmaları uzman ekip tarafından gerçekleştirilir.

Bu hastalığa yakalanan kişiler R harfi yerine V harfini çıkarırlar. Bu nedenle ortaya bir konuşma eksikliği çıkar. Rotasizm, DİSLALİ hastalığının farklı bir çeşididir. Kişi böyle bir sorun yaşadığında hemen doktora görünmelidir.

Yahya Kemal Beyatlı Kimdir

Bu yazımızda Yahya Kemal Beyatlı’nın kısaca hayatına değineceğiz. İşte Yahya Kemal Beyatlı’nın yaşam hikayesi…

Yahya Kemal Beyatlı; 1884 yılında Üsküp’te doğmuş ünlü şairdir. Nakiye ve İbrahim Naci’nin oğullarıdır. Üsküp’te ilkokul eğitimini almış ve lise eğitimini tarihinin en önemli eğitim kurumlarından olan İstanbul Vefa Lisesinde tamamlamıştır.

 Sultan II. Abdülhamit yönetimini eleştiren muhaliflere destek veren şair  çok geçmeden olaylardan arınarak 1903 yılında Paris’e gitmiştir. Orada eğitimini sürdürmüştür. Siyasal bilgilerde eğitim gören Beyatlı, o dönemde öğretmeni Albert Sorrel’den etkilenmiş ve öğretmeni gibi düşünmeye başlamıştır .

Gittiği Fransa’da 9 sene yaşam sürmüştür. Bu dönemde pek çok Fransız Edebiyatçısı ile tanışmış ve tecrübelerinden yararlanmıştır. Yine o dönemde Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Divan şiirine merak salmıştır.

1913 senesinde İstanbul’a geri dönüş yaparak Darülfünûn’da tarih ve edebiyat öğretmenliğine başlamıştır. Gazete ve dergilerde yazılarını yayınlamıştır. 1923 yılında Urfa Milletvekili olarak meclise girmiştir. Ardından s,iyaset yaşamını sürdürmüş ve Yozgat, Tekirdağ ile İstanbul gibi büyük illerinde Milletvekilliğini üstlenmiştir.

1958 senesinde yakalandığı hastalıktan kurtulmak amacıyla Paris’e gitmiştir. Çok geçmeden ise yaşamını yitirmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı’nın yaşamında hiçbir kitabı yayınlanmamıştır. Ancak ölümünü ardından Nihad Sami Banarlı eserlerini halkla tanıştırmıştır. İşte o eserler;

Kendi Gök Kubbemiz
Eski Şiirin Rüzgarıyla
Rubailer ve Hayyam’ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş
Aziz İstanbul
Eğil Dağlar

Mizan Ahiret Ve Lehf-i Mahfuz Nedir

Bu yazımızda kısaca Mizan, Ahiret ve Lehf-i Mahfuz kelimelerinin anlamlarını ele alacağız. Sizlerde bu kelimelerin anlamlarını merak ediyorsanız mutlaka yazımızı okuyunuz.

Mizan; İslam dininde ahirete ilişkin bir kelimedir. Mahşer gününde kişilerin dünya hayatında yaptıklarının hesabı görülmesinin ardından herkesin amellerinin tartılacağı ölçüleceği ilahi adalet terazisi olarak adlandırılır. Ancak tartının nasıl olduğu konusunda bir kesinlik bildirilmemiştir. Ancak bir tek şu söylenmiştir ki; dünya hayatındaki tartılarla hiçbir alakası yoktur. Sözcük anlamı da tartıdır. Mizan sözcüğü Kuran-ı Kerim’de Enbiya Suresi 47. ayet ve Mü’minun Suresi 102-103. ayetlerde anılmıştır.

Ahiret; İslam dininde ahiret kişinin ölümünün ardından insanların tekrar dirilmesi ve artık sonsuza kadar yaşam sürmesini ifade eden bir sözcüktür. Ölümün ardından tekrar dirilme ve artık sonsuza kadar yaşamayı ifade eden hayata ahiret hayatı denir. Kişi dünyada bu hayatında rahat olmak için dinin gerekliliklerini uygular.

Levh-i mahfuz; Kişinin hayatında geçmişteki olmuş olayların ve gelecekte olacak olayların, bütün anların Allah tarafından yazılı her şeyin daha önceden takdir edilmesidir. Rabbimizin biz doğmadan bunları bilmesi ve takdir etmesidir.