Kıbrıs Barış Harekâtı Neden Yapıldı?

p9

Bu yazımızda günümüzde de hala stratejik önemini koruyan Kıbrıs için Barış Harekâtı’nın neden yapıldığından bahsedeceğiz.

Kıbrıs, Yavuz Sultan Selim döneminde Venedikliler’in Osmanlı’ya vergi vermesinin bir gerekçesiydi. 1571’de fethedildi. Osmanlı Toprağı olan Kıbrıs, 1878’de Osmanlı iç siyaset dengeleri nedeniyle İngiltere’ye üs olarak verilmişti. Lozan’da Kıbrıs istenmeyince İngiltere hâkimiyeti adada devam etmişti.

Kıbrıs tarihten günümüze kadar her dönemde Akdeniz güvenliği için bir sigorta olmuş, stratejik bir adadır.

Kıbrıs’ta yaşayan Rum kesimin, Türkler’e uyguladıkları sistematik katliamlar sonucu, Türkiye Cumhuriyet’i Zürih Antlaşması gereğince uluslararası düzeyde uygun olarak Kıbrıs’a girme hakkını kullanmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı olarak tarihe geçen bu harekâtta, 1974’te başlayan 2 ana planlama ile Kıbrıs fethedilmiştir.

Rum Kesimi’nin baskıları, Türkler’e uyguladıkları zulümler, adanın Türkler’den boşaltılarak Hristiyan enternasyonel gücü altına girmek istemesi, Kıbrıs statüsünü değiştiren unsurlardır. Kıbrıs’ın iki kesim olarak yönetilmesine karar verilirken, Kuzey Kıbrıs 1975 federe devlet olmuş, 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak bağımsızlığını ilan etmiştir.

Barış Harekâtı’nın yapılma sebepleri olarak, Kuzey Kesim’in bağımsızlığından 20 yıl evvel başlayan ve Avrupa iç siyasetini etkileyen 1963 – 1964 olayları Rumlar’ın Türkler’e silahlı müdahaleleri 10 yıl içinde bir harekât olarak sonuçlanmak zorunda kalmıştır.

Kıbrıs’ın yönetimlere ayrılmasıyla sonuçlanan, Rum – Türk ilişkileri zaman zaman alevlenmekle birlikte, hala tek devlet olma çabaları Rumlar tarafından güdülmekte ve her fırsatta Türkler adadan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. İngiltere’de Kıbrıslı nüfusunun varlığı araştırmalara konu olmuştur.

Kıbrıs Barış Harekâtı Neden Yapıldı Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

Doğal Kaynaklarımız Nelerdir Nasıl Kullanmalıyız?

p8

Bu yazımızda doğal kaynaklarımızın neler olduğundan ve nasıl kullanmamız gerektiğinden bahsedeceğiz.

Bir ülkenin yeraltı ve yerüstü doğal kaynakları o ülkenin en büyük ve en önemli sermayesidir. Bu sermaye bir fırsattır. Büyük devlet olma ve gelişmiş toplumlar ve devletler içinde yer alma, çağdaş ve modern bir medeniyet ile sosyal devlet olma hedefleri köklü bir iktisadi yapılanma ile sağlanır. Bu iktisadi yapılanmanın temel kaynağı ise doğal kaynaklardır.

Dünya siyaseti, enerji anlaşmaları üzerinden ilerlerken, bütün ekonomik güç dengeleriyle birlikte siyasi iktidar ve istikrar da enerji politikalarıyla güdülmektedir. Bir devletin enerji üretimi ne kadar fazlaysa devlet ve milletin bağımsızlığı ve özgürlüğü de o kadar yüksek seviyededir.

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili, iç denize ve büyük göllerle birlikte çay, dere, ırmak ve nehirlere sahip su enerjisinden üst düzey yararlanması gereken bir ülkedir. Bu su mühendisliği ve su enerjileri açısından değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.

Türkiye’nin yeraltı maden zenginlikleri ve yerüstü toprak zenginliği az da olsa petrole sahip olması bununla beraber demir, çelik, çinko, kömür, linyit, taşkömürü, altın, gümüş, krom, bor ve benzeri madenlere sahip olması stratejik açıdan ve milli servet olarak çok değerlidir.

Bu kaynakların doğru ekonomik ve politik yapılandırmalarla çevreye en az zararla kullanılması Türkiye Cumhuriyeti’ni dışa bağımlı bir ülke olmaktan kurtaracağı düşünülmektedir. Özellikle Türkiye’nin bor ve mermer taşı alanındaki üstünlüğü bütün dünya ülkeleri tarafından bilinmektedir. Kaliteli üretim, çevreci politika bu kaynakların korunup, güçlenmesi ve doğru kullanılması için çok gereklidir.

Doğal Kaynaklarımız Nelerdir Nasıl Kullanmalıyız Hakkında Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.

Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliği İstemesinin Nedenleri

p7

Bu yazımızda uzun yıllardır gündemden düşmeyen Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği istemesinin nedenlerinden bahsedeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti için Avrupa Birliği bir sürecin gerekliliklerindedir. Bu süreç Türkiye’deki aslında Osmanlı ile başlayan son 200 yıldır modernleşme ve çağdaşlaşma hedeflerinden oluşmaktadır. Modern ve çağdaş bir Türkiye idealinin en önemli şartlarından biri olarak Avrupa Birliği görülmektedir.

Sosyal, kültürel, ekonomik ve stratejik olarak Türkiye, Avrupa Birliği için ön hazırlık reformları yaparak bu sürece katkıda bulunmaktadır. Avrupa Birliği üyeliği ekonomik kalkınma fonlarının bir kaynağı olarak Türkiye’de sanayi, sağlık, tarım, hayvancılık, gıda, tekstil alanlarını kalkındıracaktır.

İktisadi yönden kuvvetlenen bir ülke stratejik dengelerini oluşturabilir ve gelişmiş toplumlar arasında yer alarak güçlü bir devlet olduğunu gösterebilir. Gerek sosyal ve kültürel modernleşme gerekse askeri ve siyasi yenilenme ve bununla beraber sanayi, sağlık ve ulaşımdaki çağdaşlaşma Avrupa Birliği standartları açısından oldukça önemlidir. Türkiye bu alanlara yenilikçi yatırımlar yaparak bu üyelik sürecini hızlandırmak isterken, ayrıca ülke insanın ve topraklarının gelişmesinde de etkili formüller oluşturmaktadır.

Türkiye, kültürel dokusu ve genç nüfusunun çokluğundan iş gücünün fazlalığından Avrupa Birliği için de bir fırsat teşkil etmektedir.

Avrupa Birliği üyeliği her ne kadar modernleşme ve çağdaşlaşmanın kaynağı ve merkezi olarak görünse de son yıllarda Avrupa’nın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizler birliğin dağılmasını gündeme getirmiştir. İngiltere Avrupa Birliği’nden bu nedenle ayrılmıştır. Türkiye ise Avrupa Birliği politikalarını siyasi ve ön yargılı görerek, üyelik isteğini gözden geçirmektedir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliği İstemesinin Nedenleri Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

İklimin İnsan Yaşamı Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

p6

Bu yazımızda iklimin insan yaşamı üzerindeki etkilerinin neler olduğundan bahsedeceğiz.

İnsanlar, ilk çağlardan beri barınma, yeme – içme, giyinme gibi temel ihtiyaçlar üzerinde hayatlarını devam ettirmişlerdir. Bu ihtiyaçlar zamanla insanları göç etmeye zorlamıştır. Yazları göç edip, kışları konaklayan ve hayvancılıkla uğraşan insanlar, tarımı bulmalarıyla yerleşik hayata geçmişlerdir.

Tarımla birlikte iklim koşullarını daha iyi analiz eden insanlar, hasat zamanlarını, ekim zamanlarını, meyve ve sebze çeşitlerini tayin ederek, sınıflandırmışlardır. Yazın tüketilen ve kışın tüketilen meyveler doğanın kanunu gereği insanın yazın kanını durulaştırırken, kışın sulandırmakta ve koşullara uyum sağlamasına neden olmaktadır.

Tarım, insanlık hayatında iklim koşullarından en iyi yararlanma yolunu açmıştır. Bununla beraber sıcak iklimlerde yaşayan insanlar o coğrafyanın şartlarına göre daha erken ergen olur ve olgunlaşır. Ayrıca tenleri daha esmer, genelde boyları daha kısa olmaktadır. Sıcağa dayanıklı ve sıcağa alışkan bir hayat şartları oluştururlar. Şehir mimarileri iklimlere göre şekillenir. Kerpiçten evler yaparlar ve serin olmasını sağlarlar.

Soğuk iklimlerde yaşayan insanlar o coğrafyanın şartlarına göre daha geç ergen olur ve olgunlaşırlar. Ayrıca tenleri daha beyaz, genelde boyları uzun olur. Soğuğa dayanaklı şehir mimarileri geliştirmişlerdir. Mesela, evlerinin çatılarını daha dik yaparlar ki kar ve yağmur suları birikmesin.

Günümüzde ise iklim koşulları, küresel ısınma nedeniyle değişirken, kısalan mesafeler ve özel mülkiyet haklarının arttırılması iklimsel faktörlerin göz ardı edilmesine sebep olmaktadır. Fakat yine de tarım ve hayvancılık güçlü yerini koruduğundan insanlar iklim şartlarına göre önlemler almaya devam etmektedir.

İklimin İnsan Yaşamı Üzerindeki Etkileri Nelerdir Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

Doğal Afetlerin Toplum Hayatına Etkileri Nelerdir?

p5

Bu yazımızda doğal afetlerin toplum hayatına etkilerinden bahsedeceğiz.

Doğal afetler, insanların başına gelen en büyük felaketlerdendir. Doğal afetlerin, dünyanın farklı yerlerinde farklı zamanlarda ve farklı şiddet ve büyüklüklerle birçok kez oluşabilir. Deprem, sel, yangın, heyelan, çığ düşmesi, hortum bunlardan bazılarıdır.

Doğal afetlerin hemen hepsi yıkıcı bir o kadar da öldürücüdür. Bu nedenle büyük mal ve can kayıplarına neden olurlar. Doğal afetlerin meydana getirdiği maddi ve manevi hasarlar, en çok insanları etkilemektedir.

Maddi kaybın olduğu doğal afetlerde insanlar göç etmek zorunda kalabilirler. Çünkü afetler, şehirlere zarar verir ve ulaşımda, haberleşmede, sağlıkta ve ticarette çok büyük krizlere neden olurlar. Bu krizler genelde kısa vadede çözülemez.

Maddi kayıpla küçük veya büyük çaplı ekonomik krizler oluşturabilir. İnsanların hayatları tamamen altüst olabilir. Doğal afetin türü ve büyüklüğüne göre göçün yanında bir de salgın hastalıklar ortaya çıkabilir. Sağlık hizmetlerinin aksaması daha büyük ölümcül felaketlere neden olabilir.

Manevi açıdan çocuklar, gençle ve yaşlılar üzerinde travma oluşturup, psikolojik çöküntülere neden olabilir. İnsanların hayat algıları değişebilir, manevi duyguları derinden sarsılabilir.

Haberleşme ağlarının ve sağlık kurumlarının zarar görmesi sosyal hayatı adeta bitirme noktasına getirir. Buralarda meydana gelen hasarların geri dönüşü olmayacak daha büyük felaketler dizisine yol açtığı görülmüştür. Bu tür yerlerin hasarı kısa sürede iyileştirilemediğinden insanlar yaşadıkları yerleri değiştirmek zorunda kalarak bambaşka hayatlarla karşılaşabilmektedir.

Doğal afetlerden korunmak insan hayatı için çok önemlidir. Bu nedenle doğal afet merkezleri, istihbarat ağları kurulmuştur. Teşkilatlanmalar gerçekleştirilmiştir.

Doğal Afetlerin Toplum Hayatına Etkileri Nelerdir Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

Deprem Nasıl Olur Zararları Nelerdir?

p4

Bu yazımızda en büyük doğal afetlerden biri olan depremin nasıl olduğundan ve zararlarının neler olduğundan bahsedeceğiz.

Depremler, yer kabuğunun derinliklerinde meydana gelen devasa kırılmalar sonucu yerin dalgalar halinde bu etki kuvvetini yayması olayıyla açığa çıkarlar. Depremlerin oluştukları bu dalga hattına fay hattı da denmektedir. Dünya üzerinde depremler kıtaların oluşma yıllarına göre değişik yerlerde farklı zamanlarda ve farklı büyüklük ve şiddetlerde meydana gelebilirler.

Dünya üzerinde depremler iki ana kuşak üzerinde çok etkilidir. Bunlar, Pasifik Kuşağı ve Akdeniz – Himalaya Kuşağı’dır. Pasifik kuşağında sıkça deprem haberlerine rastladığımız Japonya da yer alırken diğer kuşakta ise Anadolu toprakları da yer almaktadır.

Depremler, doğal afetlerdir. Doğal olarak insanların yaşadıkları bölgelerde daha yıkıcı ve öldürücü zararları vardır. Depremler şehirlerde meydana getirdikleri maddi zararlarla, ulaşımı, sanayiyi, sağlığı, eğitimi, sosyal ve kültürel hayatı neredeyse bitirme noktasına getirebilirler.

Deprem bölgelerinde önlem alınmadıysa, insan hayatları da doğal olarak tehlikeye girer. Can kayıpları yaşanır. Maddi hasarlar meydana gelir. Mal kayıpları artar.

Haberleşme ve ulaşımda aksaklıklar meydana gelir. Ajans merkezleri, telefon hatları, internet hatları hasar görebilir. Telafisi ve tadili uzun sürecek bu tahribatlar depremleri daha büyük krizlere sürükleyebilir.

Altyapı sistemlerinin zarar görmesi, yeniden şehirleşmeyi yavaşlatır, insanları göçe zorlayabilir. Yaşam alanlarının bu şekilde tehdit altında olması insanların hayatını tamamen altüst edebilir. Hizmet ve üretimin durması ekonomik krizlere neden olarak, açlık, salgın hastalıklar gibi daha elim felaketler doğurabilir.

Deprem Nasıl Olur Zararları Nelerdir Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

Selin Zararları Nelerdir Kısaca

p3

Bu yazımızda selin zararlarının neler olduğundan kısaca bahsedeceğiz.

Sel felaketi, en büyük doğal afetlerdendir. Sel insanları çaresiz bırakan bir afettir. Etkileri yıkıcı ve öldürücüdür. Dünyanın değişik yerlerinde birçok yerde bu felaketler yaşanmaktadır. Genelde sel, yoğun yağışın olduğu dönemlerde dere yataklarının taşmasıyla meydana gelir. Bununla beraber deniz veya okyanus açıklarında meydana gelen büyük fırtınalar denizlerin taşmasına neden olabilir.

Sel beraberinde heyelan, erozyon gibi felaketleri de getirir. Toprak kayması yerine ve büyüklüğüne göre can ve mal kaybına da neden olur. Sel birkaç açıdan zarar olarak ortaya çıkabilir. Kütle ve taşıntı etkisi, erozyon ve su basması bunlardandır.

Kütle ve taşıntı etkisiyle, selin meydana geldiği yerde sular önüne kattığı büyük cisimlerle –ağaç, araba, küçük çaplı yerleşkeler- güç kazanarak yıkıcı ve öldürücü bir etkiyle insan hayatını tehdit eder. Kanalizasyon sistemlerinin tıkanmasıyla taşmalar meydana gelir ve insanlar zarar görürken, tarım alanları, sanayi alanları, şehirleşmenin olduğu alanlar da zarar görür.

Erozyon ve su basması ile göçük altında kalan tarım alanları, sanayi alanları kullanılamaz hale gelir. Limanlar ve yeraltı sistemleri zarar görür. Büyük maddi kayıplar oluşur ve ekonomik krizler meydana gelir. Birçok can kaybı yaşanır ve toplumsal psikolojik bir felakete dönüşebilir.

Sağlık, sanayi, tarım, ticaret işlevliğini kaybeder, devletler bunalımlar yaşar ve ekonomik krizlerle mücadele etmek zorunda kalabilirler. Selin en büyük etkisi insanlar üzerindedir. Maddi ve manevi kayıplar yaşayan insanlar, geri dönüşü olmayan psikolojik zararlar da görebilir.

Selin Zararları Nelerdir Kısaca Hakkında Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.

Doğal Afetlerin Zararları Nelerdir Kısaca

p2

Bu yazımızda doğal afetlerin zararlarının neler olduğundan kısaca bahsedeceğiz.

Dünya’da yeryüzü şekilleri ve iklimsel koşullar nedeniyle farklı farklı yerlerde birçok doğal afet meydana gelmektedir. Doğal afet, gerek yeryüzü şekilleri gerekse mevsimsel süreçlerin ortaya yıkıcı etkiler oluşturacak şekilde çıkmasıdır.

İnsanların karşılaştıkları birçok doğal afet türü vardır. Deprem, sel, volkan patlaması, yangınlar, çığ düşmesi, heyelan, erozyon, bunlardan bazılarıdır. Doğal afetlerin neredeyse tamamı yıkıcıdır. Şiddetli depremler, ani su baskınları, beklenmedik yangınlar maddi ve manevi kayıplara neden olur.

Doğal afetler, doğal olarak insanların daha çok yaşadığı yerlerde daha çok hasar meydana getirirler. Şehirler zarar gördüğünde, ulaşım aksar, iletişim aksar, ekonomik kriz başlar, mal ve can kaybı olur, devletler bunalıma girebilir.

Bir doğal afetin ekonomiye ya da herhangi bir güç dengesine verdiği zarar, insanlara verdiği zarar kadar yıkıcı ve büyük olamaz. Doğal afetlerin başta insanlar üzerinde oluşturduğu manevi ve psikolojik yıkım en zararlısıdır.

Doğal afetler kriz dönemleridir. Afetin çeşidi, şiddeti ve büyüklüğü zararını gösterir. Bu zarar, sağlıkta, sanayide, ulaşımda, ekonomide, şehirleşmede, günlük hayatta, temel insani yaşama koşullarında birçok aksaklıklar meydana getirir. İnsanlar, evsiz, işsiz, belki ülkesiz kalabilir. Bununla beraber can kaybı yaşanan afetlerde, insanlar ailesiz de kalabilir.

Doğal afetlerin insan hayatına çok olumsuz etkileri vardır. Fakat insanlar doğal afetlerle yaşamak zorundadır. Bu neden doğal afetler için bir takım tedbirler alınmış ve doğal afet merkezleri, istihbarat servisleri kurulmuştur.

Doğal Afetlerin Zararları Nelerdir Kısaca Konusunda Düşüncelerinizi Paylaşabilirsiniz.

Örtülü Anlam Nedir Örtülü Anlama Örnekler

p1

Bu yazımızda birçok yazı türünde ve günlük konuşmalarda karşılaştığımız örtülü anlamın ne olduğundan ve örtülü anlama örnek oluşturan cümlelerden bahsedeceğiz.

İnsanlar iletişim kurarken yazı dilinde veya konuşma dilinde birçok anlatım şekli oluştururlar. Kinayeli, kasıtlı, maksatlı veya örtülü kurduğumuz bu cümlelerden karşımızdaki insanlar birçok anlam da çıkarabilir.

Cümle içerisinden imalı bir anlatımla yer alan kelimelerden dolaylı bir şekilde başka anlamlar da çıkarma bilincine neden olan cümlelere örtülü anlam içeren cümleler denir. Örtülü anlam, bir kelimenin başka anlamlar da içerdiği ve sonuçlandırdığı anlamına da gelir.

Örtülü anlama örnekler:

Susup oturanları da gördük. (Susmayan insanlar da görülmüştür.)

Artık bize de gelirsiniz. (Başka yerlere gidilmiştir.)

Bizim de mavi renkli bir arabamız oldu. (Başkalarının da mavi renkli arabası olduğu anlaşılmaktadır.)

Bahçeli bir ev daha aldılar. (Bir başka bahçeli evlerinin daha olduğu anlaşılmaktadır.)

Sadece bu yazarı okuyorum. (Başka yazarların kitaplarını okumadığı anlaşılmaktadır.)

Gül, en sevdiğim çiçeklerdendir. (Başka çiçekleri de sevdiği anlaşılmaktadır.)

Otele, Bahaddin Amcamlar da gelmişti. (Başkalarının da otele geldiği anlaşılmaktadır.)

Yine gözlerini dikip bana baktı. (Başka bir zamanda da gözlerini dikip baktığı anlaşılmaktadır.)

Deniz kenarındaki evler depremde yıkılmıştı. (Deniz kenarında olmayan evlerin yıkılmadığı anlaşılmaktadır.)

Hava bugün de çok sıcaktı. (Geçen günlerin de sıcak geçtiği anlaşılmaktadır.)

Mustafa yine derse geç kaldı. (Mustafa’nın diğer günlerde de devamsızlık yaptığı anlaşılmaktadır.)

Yine mi sen geldin? (Birkaç kez fiil tekrarlanmıştır.)

Yine gülerseniz, annemi çağırırım. (Birkaç kez fiil tekrarlanmıştır.)

Örtülü Anlam Nedir Örtülü Anlama Örnekler Hakkında Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.