Edebiyatın Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Edebiyat, geçmişten günümüze kadar var olan ve kendini sürekli yenileyen bir akım olmuştur. Edebiyat ilk insanlardan günümüze kadar tüm insanlar için bir anlatım tarzı haline gelmiştir. İnsanlar, edebiyatın farklı türleri sayesinde duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade edebilmekte ve karşısındaki kişiye düşüncelerini rahatlıkla aktarabilmektedir.

Edebiyatın hayatımızdaki yeri ve önemi konusunda bir çok şey söylenebilir ancak edebiyatın hayatımızdaki en önemli özelliği ise duygu ve düşüncelerimizi rahatlıkla karşımızdaki insana aktarmamızı sağlamasıdır.

Eski insanlardan günümüze kadar yaşayan tüm insanlar edebiyata hayatlarında bir şekilde yer vermişlerdir. Bazı insanlar şarkı söyler, bazıları şiir yazar, bazıları hikaye yazar kimileri ise edebiyatın farklı alanlarıyla ilgilenerek duygu ve düşüncelerini aktarmaya çalışırlar.

Edebiyat tarih boyunca da farklı isimler almıştır ve insanlar edebiyat alanlarına farklı isimler takmışlardır yani bu da edebiyatın çok eski zaman dilimlerinden bu yana insanların hayatında yer aldığının bir kanıtıdır diyebiliriz.

Günümüzde ise edebiyat konuları hala tartışılmaktadır özellikle felsefe akımının estetik alanı edebiyat fazlasıyla inceler ve üzerinde düşünceler yürütülmektedir. Tüm bunlar edebiyatın aslında tüm insanlık için fazlasıyla önem arz ettiğini ve insanların edebiyata kayıtsız kalmadığını gösteriyor.

Yukarıda verdiğimiz bilgilerin ışığında şu çıkarımları yapabilir ki; edebiyat çalışmalarına da baktığımızda edebiyatın hayatımızdaki yeri ve önemi oldukça büyüktür. Çünkü insanlar bir şekilde duygu ve düşüncelerini çevrelerine ya da karşısındaki insanlara aktarma ihtiyacı hissederler ve bunu da ancak edebiyat ile gerçekleştirebilirler bu nedenle edebiyat hayatımızda oldukça önemlidir.

Sağlık Neden Önemlidir

Sağlık, bir insanın hem beden olarak hem de psikolojik yani ruhsal olarak kendini iyi hissetmesi yani iyi olması halidir. İnsanlar beden olarak sağlıklı olsalar da bazen psikolojik olarak iyi değillerdir ve bu durum da o insanların sağlıklı olduğunun bir göstergesi değildir. Çünkü sağlıklı olmak demek insanların sadece bedenen sağlıklı olması demek değildir.

Herkesin dilinde “Her işin başı sağlıktır.” diye bir söz dolaşmaktadır. Aslında bu söz tam da sağlığın bizim için önemini ifade etmektedir. Sağlıklı olmayan bir kimse çevresine ne kadar faydalı olabilir ki? ya da ne kadar çalışabilir? Bulunduğu mesleki pozisyonda ne kadar çaba gösterebilir? Sağlıklı olmadığı sürece bir insanın bunları yapması hiç de kolay değildir.

İnsanlar, her işin başının sağlık olduğunu bilincine vardığında önceliği sağlıklarına verirler çünkü bilirler ki sağlık olmadığında hiç bir şeyin anlamı yoktur ve akla gelebilecek her şeye sahip olsalar bile aslında sağlıklı olmadıkları için hiç bir şeye sahip olmadıklarını bilirler.

Bazı insanlar da bedenen oldukça sağlıklıdır ancak psikolojik olarak hastalardır yani bir depresyon durumu ya da bir bunalım söz konusu olabilir ya da herhangi bir sorunlarından dolayı düşünce yoğunlukları olur. Aslında böyle bireylerde sağlıklı sayılmazlar çünkü dediğimiz gibi bedenen çok sağlıklı olan insanlar ruhsal olarak hasta olabilirler yine bu durum da onların her alanda verimli olmalarını etkileyebilir. Bu yüzden de sağlık her şeyden önemlidir diyebiliriz.

Çocuklara Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır

Okuma alışkanlığı yediden yetmişe tüm bireylerin kazanması gereken bir alışkanlıktır. Okumak, bireyi geliştirir zihnini ve ufkunu açar. İnsanlar, kitap okurken okuduğu kitabın dünyasına girer ve o kitabın kahramanlarının yerine kendini koyar böylece empati kurmayı öğrenirler. Yani okudukları kitabın kahramanlarının yerine kendilerini koyarlar ve “Ben olsam bu durumda ne yapardım” sorusunu ister istemez kendilerine sorarlar.

Yetişkin insanların kitap okuması ne kadar önemliyse çocukların kitap okuması ve okuma alışkanlığını kazanmaları da bir o kadar önemlidir. Ancak çocuklar kitap okuma alışkanlığını kazanmak konusunda başlangıç sürecinde sorun yaşarlar çünkü okuma alışkanlığının faydalarının bilincinde değildirler.

Çocuklara okuma alışkanlığını kazandırmak öncelikle ailesinin yani anne ve babasının görevidir. Sonrasında ise bu göreve öğretmeni de ortak olur. Yeni okuma öğrenen bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır ki çocuk bu alışkanlığını tüm hayatı boyunca sürdürsün ve kendini geliştirebilsin. Peki bu alışkanlığı çocuklara nasıl kazandırabiliriz?

Okumayı yeni öğrenen bir çocuk okumaya heveslidir hangi yazıyı görse okuma eğilimindedir. O yaştaki çocuklara okuma alışkanlığını kazandırabilmek için öncelikle çocukların ilgisini çekebilecek kitaplar seçilmelidir. Çocuklar okudukları kitaplardan zevk aldıkça okuma alışkanlığını edinirler. Bu alışkanlıklarını hayatları boyunca sürdürürler. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki çocuklar öncelikle annesini ve babasını model alırlar. Onlara okuma alışkanlığını kazandırırken anne ve babalarının da onlarla birlikte günün belirli bir zaman diliminde kitap okumaları çocukların okuma alışkanlığını kazanmalarına yardımcı olacaktır. Anne ve babalarının kitap okuduğunu göre çocuklar da okuma alışkanlığını daha rahat edinebilecektir.

Atasözlerinin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Atasözleri, kültürümüzde oldukça önemlidir. Atasözleri, uzun yıllar boyunca yaşanan olaylardan ya da deneyimlerden yola çıkarak oluşturulan kelime gruplarıdır. Çoğu ise doğruluk payı olan ve bizlere yol gösteren cümlelerdir.

Eski Türkler’in “Sav” adını verdikleri atasözleri, bir toplumun kültürüne ait tüm özelliklerini gösterir. Mesela bir toplumun atasözlerini incelediğimizde o toplumun inancına, kültürüne, düşünce yapısına ait tüm özelliklere ulaşabilmemiz mümkündür.

Atasözlerini kimlerin söylediği ise belli değildir. Yani eski zamanlarda her edinilen tecrübenin ardından birisi atasözü söylemiştir ve böylece bu atasözleri kalıplaşmıştır ve halka ait olmuştur. Atasözlerini kimin söylediği belli değildir ve bu nedenle atasözleri anonim yani halka adanmış edebiyat türü haline gelmiştir.

İnsanlar, bazı işlerinde atasözlerinin gösterdiği yolu dikkate alırlar bu durum da atasözlerinin insanlara, hayatlarında ışık tutan bir fener olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; “Sakla samanı gelir zamanı” atasözü insanlar tarafından oldukça kullanılan bir atasözüdür. İnsanlar, bu sözle yola çıkarak her şeyin bir gün zamanı geleceğini ve bu nedenle her şeyin saklanması gerektiğini anlarlar. Başka bir atasözü olan “Ummadığın taş baş yarar” sözü de diğer atasözleri gibi kullanılan bir atasözüdür. Bu atasözü de ummadığımız bir kimsenin hiç beklemediğimiz bir şeyi yapabileceğini anlatmak için ya da beklemediğimiz bir olayın olabileceğini anlatmak için kullanılan bir atasözüdür.

Kısacası yukarıda da belirtildiği gibi atasözleri bizim kültürel değerlerimizi gün ışığına çıkarır ve aynı zamanda atasözleri bize yol gösterir.

Üniversite Sınavına Nasıl Hazırlanılmalı?

üniversite sınavı her gencin hayalidir. Çünkü üniversite, insanların hayallerini gerçekleştirebilmesi için ya da hayalindeki mesleğe ulaşabilmesi için bir basamaktır. İnsanlar, hayallerindeki mesleğe sahip olabilmek için ya da hayatlarındaki kariyer yapabilmek için üniversite sınavını önemserler ve gece gündüz bu sınava hazırlanırlar.

Üniversite sınavına nasıl hazırlanılmalı konusunda ise herkes farklı bir yöntem uygular. Bunun nedeni her öğrencinin anlama kapasitesinin ya da öğrenme kapasitesinin farklı olmasıdır. Ancak yine de üniversite sınavını kazanmak için herkes için aynı olan bazı hususlar vardır.

Kimi öğrenciler konuları tam öğrenmeden soru çözerler kimi öğrenciler ise salt olarak konulara çalışırlar ancak pratik yapmazlar yani soru çözmezler. Fakat üniversite sınavına hazırlanırken bazı öğrenciler aradaki dengeyi sağlayamamaktadır.

Üniversiteye hazırlanan öğrenciler, öncelikle her gün eşit ağırlıklarda konu çalışmalıdır. Her ünite bittiğinde ünite ile ilgili sorular çözülerek konu pekiştirilmelidir. Aslında soru çözmek de bir nevi öğrenme şeklidir. Ancak hiç bir şey bilmeden ya da eksikler fazla iken test çözmek çok fazla bir başarı kazandırmayacaktır.

Üniversite sınavını kazanmak isteyen öğrencilerin izleyeceği doğru yol ise; öncelikle konu eksiklerini tamamlamak, her ünite sonunda değerlendirme sorularını çözmektir. Konular tamamlandıktan sonra ise öğrenciler bol bol test çözmelidir. Ayrıca şunu da söylemek gerekir ki; akşam yatmadan önce yapılan tekrarlar ve sabah kalkınca yapılan tekrarlar oldukça verimlidir. Çünkü akşam tekrar yapıp yatıldığında beyin tekrar edilenleri kaydeder, sabah ise beynin en durgun olduğu zaman dilimidir. Bu sebeple tekrar etmek için bu zaman dilimlerine özen göstermeliyiz.

Teknolojinin Esiri Oluyoruz

İnsanlık, geçmişten günümüze kadar aşamalı olarak gelişme göstermiştir. İnsanlar,doğaya hakim olma, beslenme gibi amaçlarla araç ve gereçler yapmaya başlamışlardır ve zaman geçtikçe yapılan araç ve gereçler daha da gelişmiştir.

Günümüzde ise bu gelişmenin adı teknoloji olmuştur.Teknoloji, insanların hayatında önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Bunun nedeni ise insanların günlük yaşamda kullandıkları  tüm aletlerin, araç ve gereçlerin insanların yaşamlarını son derece kolaylaştırıyor olması ve zamandan tasarruf sağlıyor olmasıdır.

Günümüzde her alanda teknoloji mutlaka kendini göstermektedir ve hayatı fazlasıyla kolaylaştırmaktadır. Önceden at arabalarıyla bir noktadan bir noktaya gitmek günler alıyorken teknoloji harikası arabaların yapılması ile artık yolculuklar günler sürmüyor. Cep telefonlarının da haberleşme aracı olarak büyük bir teknolojik buluş olduğunu söyleyebiliriz. Teknolojiye hitaben aslında hayatı kolaylaştıran bir çok örnek verebiliriz; televizyon, cep telefonu, uçak yapımı, bilgisayarlar gibi örnekleri çoğaltmak da mümkündür.

Ancak teknoloji insanların hayatına öyle bir yerleşmiştir ki artık insanlar teknolojinin esiri olmaya başlamıştır. Mesela televizyon bir teknolojik bir buluş olarak insanların hayatında şuan büyük bir yere sahiptir. Öyle ki, insanlar televizyon yüzünden aynı ortamda oldukları insanlarla bile iletişim kurmakta zorlanmaktadırlar. Televizyon ve bilgisayar her ne kadar yararları olsa da bu teknolojik buluşlar sonrasında insanların iletişimi hatta insanların kitap okuma oranları bile daha da düşmüştür.

Kısacası insanları gün geçtikçe birbirleri ile iletişimi daha da azaltıyor ve teknolojinin esiri oluyor. Artık buna bir dur demek biz insanların elinde. Teknolojinin esiri olmayalım, teknolojiye bağlı kalmayalım.

Eğitim Sistemimiz Nasıl Olmalı?

Eğitim denilen olgu bir milleti ve bir devleti en üst uygarlık seviyesine taşıyabilecek en önemli amaçtır. Eğitim, uygarlık seviyesine ulaşabilmek için bir araç değil amaç olmalıdır. Çünkü milletleri ancak bilgili ve eğitimli vatandaşları kalkındırabilir.

Peki ülkemizdeki eğitim sistemine tepeden tırnağa baktığımızda ne görüyoruz? Her sene değişen liselere giriş sınavları, üniversite kontenjanlarının mevcutta bulunan ihtiyaç ile uyuşmaması, üniversite mezunlarının iş bulmakta her geçen gün daha da zorlanması ve daha bir çok sorun…

Elbette ki eğitim sistemimizin olumlu noktaları vardır ancak olumsuz yönleri olumlu yönlerini bastırır hale gelmiştir çünkü sürekli değişime giren eğitim sistemimiz ile birlikte öğrencilerimiz de hangi derse, nasıl bir planla ve ne şekilde çalışacaklarını bilememektedirler. Öğrenciler, meslek seçimi yaparken artık daha seçici davranmaya başladılar çünkü artık “Yaparken mutlu olunan meslekler” değil “İstihdam olanakları yüksek olan meslekler” tercih edilmeye başlandı.

Üniversite eğitimimize baktığımızda ise durumlar daha da içler acısıdır diyebiliriz; onlarca, binlerce hatta yüz binlerce elinde öğretmenlik diploması olan mezunlar var peki çalışmak için neyi bekliyorlar? tabi ki atanmayı.. Ancak yıllardır canını dişine takıp kendisini KPSS denilen sınava adayan ancak atanamayan o kadar çok öğretmen adayı var ki.. Bu noktada ise eğitim sistemimizin en büyük yanlışı ise üniversitelerimizin kontenjanlarını ihtiyaçlara göre düzenlenmemesidir. Bu noktada hem öğrencilerimizi hem de bir bütün olarak bakıldığında ülkemizi etkileyen eğitim sistemine bir an önce düzenlemeler yapılmalıdır.

Meslek Seçimi Neden Hayatımızda Önemli Bir Yer Tutar?

İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler. Yaşadıkları hayat boyunca insanların hep bir istekleri, hayalleri ya da hep ileri bir zamana erteledikleri bir yaşam tarzları olur.

İnsanlar, gerçekleştirmeyi arzuladıkları hayalleri için yaşamları boyunca çabalarlar ellerinden geleni yaparlar. Kimi insanlar hayalleri için gece gündüz çalışırken kimi insanlar ise sadece yapabildiklerini yaparlar ancak hayalleri için ellerinden gelenin en iyisini yapmazlar ya da kendilerini bu kadar zorlamazlar.

Peki meslek seçimi hayatımızda neden önemlidir? Günümüzde bir çok öğrenci üniversitelere girebilmek için tabir-i caizse dişini tırnağına takıp çalışıyor bunun sebebi ise istediği üniversiteye girerek bir meslek sahibi olmak.

İnsanlar, tıpkı diğer hayalleri gibi hayatları boyunca ne iş yapacaklarını da düşünürler; karar verdikleri meslekler doğrultusunda üniversiteleri kazanmak için adeta birbirleri ile yarışırlar. Peki neden? Çünkü insanlar iyi bir yaşam standartlarında yaşayabilmek için iyi bir meslek sahibi olmak isterler. Bu nedenle zaten tüm insanlar için ya da insanların bir çoğu için meslek seçimleri hayati önem taşıyan bir karardır. Çünkü o birey, seçtiği o meslek sayesinde kendine bir hayat kuracak ve bu hayatın standartlarının ne kadar yüksek olacağı o mesleğin gelirine bağlı olacaktır. İnsanların yaşamlarında meslek seçiminin önemli olmasının en büyük nedeni bu iken aslında bir neden daha vardır; o mesleğe duyulan ilgi…

Bazı insanlar seçtikleri mesleğin geliri ile değil kendisine verdiği haz ile ilgilenir çünkü o mesleği yaparken o kişi mutlu olacaktır ve o zaman da hayattan zevk alacaktır.

Kısacası cevap verecek olursak meslek seçimi insanların hayatında önemli bir yer tutar. Bunun iki nedeni vardır; maddi kaygılar, gelecekteki hayatını güzel şartlarda idam ettirmek istemeleri ve o mesleğe hiç bir maddi kaygı duyulmadan ilgi duyulmasıdır.

Tırtıllar Nasıl Kelebek Olur

Tırtıllar nasıl kelebek oluyor konusunda sizlere bilgi vermek amacıyla bu yazımızı hazırladık.

Öncelikle dişi ve erkek kelebek çiftleşir. Sonrasında dişi kelebek, tırtılların yemek ihtiyacı olduğundan dolayı yumurtalarını bir yaprak üzerine bırakır. Birkaç gün sonra yumurtalar çatlar ve içlerinden tırtıllar çıkar bu tırtıllar yaprakları yiyerek yaşamlarını devam ettirirler. Sonrasında tırtıllar derilerini kalınlaştırır ve koza adı verilen bir kabuk oluşturur, kelebeğe dönüşmeden önceki bir haftalık bu dönemi koza denen kabukta yaşayarak geçirir. Kozada yaşayan tırtıl çıktığında nemli ve buruşuk bir kelebeğe dönüşür. Kelebek iki saat içerisinde kuruyarak uçmayı başarabilir.

 

 

Tırtıllar Nasıl Kelebek Olur Konulu Yazımız Hakkındaki Yorumlarınızı Aşağıdaki Yorum Kısmından Hemen Bize Yazın.

 

Komedinin Özellikleri Nelerdir

Komedinin genel özellikleri konusunda sizlere bilgi vermek amacıyla bu yazıyı hazırladık.

Komedinin özellikleri;

– Komedilerin konuları günlük hayattan alınır.

– Koro ve diyalog bölümleri vardır ve her türlü iyi ve kötü sahneler seyirciye gösterilir.

– Argo kelimeler kullanılabilir ve söz şakalarına yer verilir.

– Üç birlik kuralına uyma zorunluluğu vardır.

– Töre komedyası, karakter komedyası ve entrika komedyası olarak gruplara ayrılır.

– Yunan Arşstophenes ve Fransız Moliere ünlü komedi yazarlarıdır.

Komedinin Özellikleri Nelerdir Başlıklı Yazımız Hakkındaki Yorumlarınızı Aşağıdaki Yorum Kısmından Hemen Bize Yazın.